Diyabet ve Obezite
DİYABET &
OBEZİTE
Diyabet ve Obezite
DİYABET &
OBEZİTE
Anasayfa Şeker Hastalığı Diyabet ve Obezite

Diyabet ve Obezite

Obezite, birçok uzman tarafından kanserden daha ciddi bir salgın olarak kabul edilmektedir. Bu hastalığa yakalanan insanların sayısı her geçen yıl artmaktadır. Türkiye’nin bu durumdan münezzeh olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Hatalı beslenme alışkanlıklarına, fast-food tüketimine ve bunlar gibi etkenlere bağlı olarak gelişen obezite, diyabet hastalığının da en bilindik sebeplerinden biridir. Vücuttaki fazla kiloların insülin dengesini bozması sık görülen bir durumdur. Bu yüzden, diyabet hastalığının tedavisi için obeziteyle de mücadele etmek gerekecektir.

Obezite Nedir?

Vücuttaki yağ dokusunun belli bir miktarın üzerinde olması durumu obezite olarak tanımlanır. Obezite, birçok farklı etkene bağlı olarak görülebilir. Bazı durumlarda genetik ve çevresel etkenler obeziteye sebep olabilmektedir. Ancak son otuz yıldaki artışa bakıldığında, durumun büyük ölçüde yanlış beslenme alışkanlığından kaynaklandığını belirtmek faydalı olacaktır.

Obezite Hangi Ölçülerle Belirlenir?

Diyabet ve Obezite

Vücut sağlığı için ideal bir yağ oranı vardır. Bu oran, kadında %20 ile %25 arasındadır. Erkekte ise %15-18 aralığında olması gerekir. Bu oran aşıldığı zaman, kişinin obeziteye yakalanma riski artacaktır. Diğer yandan, bu ölçüm uygulanması güç bir yöntem olduğu için Beden Kitle İndeksi ölçüt olarak kabul edilir. BKİ ölçümü, kişinin ağırlığı boyun karesine bölünerek yapılır. Beden Kitle İnceksi 30 kg/m2 olarak tespit edildiğinde kişi obez olarak tanımlanır. 40 kg/m2 ve üzerinde ise morbid obezite söz konusudur.

Obezite ve Diyabet Arasındaki İlişki Nedir?

Vücutta aşırı yağ birikimi, insülinin hücrelere nakledilmesini sağlayan hormonların salınımını engeller. Bu durum ise Tip 2 Diyabet hastalığına yol açar. Eğer şeker hastalığı obeziteye bağlı olarak gelişmişse, tedavi edebilmek için öncelikle obezite sorununu çözmek gerekir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, Avrupa’da görülen Tip 2 Diyabet vakalarının %80’i obeziteden ya da aşırı kilolu olma durumundan kaynaklanmaktadır. Vücuttaki aşırı kilolar arttıkça, hormon dengesi de buna bağlı olarak bozulmakta ve vücut insüline karşı direnç göstermektedir.

Aşırı Kilolar ve İnsülin Dengesizliği

Tip 2 Diyabet, insülin direnci sebebiyle oluşan bir hastalıktır. İnsülin direncinin en büyük nedeni ise başta bel çevresi olmak üzere vücudun çeşitli yerlerinde yağ birikmesidir. Aşırı kilolar, insülin direncini tetiklediğinde vücut bir döngüye girer. Şöyle ki; kan şekeri hücreye giremedikçe pankreas daha çok insülin salgılamaya başlar ve bu durum açlık krizlerine, aşırı yorulmalara sebep olur. Diğer yandan, yağ hücreleri de insüline karşı duyarsızlaştığı için kilo vermek zorlanır. Dolayısıyla, insülin direnci aşırı kilolar sebebiyle görülmekle birlikte, vücudun kilo vermesini de zorlaştırır. Bu durumda, obezite diyabete sebep olacağı gibi, onun sonucu olarak da görülebilir.

Vücutta aşırı kilo birikimi her zaman risk teşkil eder. Aşırı kilolar arttıkça, diyabet riski de buna bağlı olarak artmaktadır. Bel çevresi, kadınlarda 80-90 cm erkeklerde ise 100 cm civarında olduğunda diyabet riski yüksektir.

Diyabet ve Obeziteye Karşı Alınacak Önlemler

Diyabet ve Obezite

Tip 2 Diyabet ve obezitenin ortaya çıkış sebepleri hemen hemen aynıdır. Bu iki hastalık, birbirinin sebebi ve sonucu olabilmektedir. Dolayısıyla, doğru biçimde hareket ederek bu iki tehlikeli hastalığa karşı önlem almak mümkündür.

Beslenme alışkanlığı, bu hastalıkların en yaygın sebebidir. Yapılan araştırmalar, hızlı ve çabuk doygunluk yaratan besinlerin hem diyabet hem de obezite riskini arttırdığını göstermektedir. Son 30 yılda, fast-food tüketiminin artmasıyla ve hareketsiz bir yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla iki hastalığın da doğru orantılı bir biçimde arttığı gözlenmektedir. Dolayısıyla, diyabet ve obeziteye karşı önlem almanın yolu sağlıklı beslenmeden geçer.

Finnish Diabetes Prevention Study isimli çalışma, obezite tedavisi için kullanılan yöntemlerin diyabette de iyileşme sağladığını ortaya koymakyadır. Bu çalışmaya göre, yüksek posalı ve düşük yağ içeren gıdalardan oluşan bir diyet uygulayan kişilerin diyabette de iyileşme sağladığı görülmektedir. Bu diyeti uygulayan aşırı kilolu kişilerin diyabete yakalanma oranı %58 oranında azalmıştır.

Hareketsizlik de obezite ile Tip 2 diyabetin ortak sebepleri arasındadır. Hareketsiz bir yaşam tarzının yaygınlaşması, bu iki hastalığı büyük ölçüde arttırmıştır. Vücuttaki yağ birikimini ve buna bağlı olarak insülin direncini önlemek için, sıklıkla egzersiz yapmak gerekir.

Metabolik Cerrahi

Tip 2 Diyabet tedavisinde uygulanan tedavi işe yaramamışsa, diyet, egzersiz ve ilaç kullanımından istenen sonuç alınamamışsa metabolik cerrahi olarak bilinen tedavi yöntemi uygulanır. Bu operasyonun temel amacı, insülin direncine sebep olan ve kilo vermeyi engelleyen hormon dengesizliğinin önüne geçebilmektir. İnsülin direncinin kuvvetine bağlı olarak, kişi diyet yaptığı ve egzersizlerini aksatmadan uyguladığı hâlde kilo veremeyebilir. Ameliyat, tedavi sürecinde akla gelen son seçenek olsa da bazı durumlarda gerekebilmektedir.

Diyabet tedavisinde uygulanan ameliyat, obezite cerrahisinden yola çıkılarak yapılmaktadır. Yöntemler büyük ölçüde benzer olmakla birlikte, uygulamada belli farklılıklar bulunmaktadır. Diyabet, aşırı kilolara ve obeziteye bağlı olarak gelişmişse, tedavi edebilmek için önce kilo verilmesini sağlamak gerekir. Aşırı kilolar ilaç tedavisini yetersiz kılacaktır. İleal interpozisyon gerçekleştirilerek uygulanan operasyonda, bağırsaklara müdahale edilerek vücudun hormon dengesi tekrar sağlanır.

Tedavi Sürecinden Sonra Dikkat Edilmesi Gerekenler

Ne obezitede ne de diyabette hastalık riskinin tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir. Tedavi riski ortadan kaldırmaz, ancak diyabete ve obeziteye sebep olan etkenlerin kontrol altına alınmasını sağlayabilir. Dolayısıyla, bu hastalıklardan kurtulmanın yolu kısa süreli bir tedaviden değil, yaşam tarzının değiştirilmesinden geçer.

Obezite ve diyabet, vücudun doğal sürecinin bozulması sonucunda gerçekleşen hastalıklardır. Yanlış ve dengesiz beslenme sonucu vücutta biriken yağlar, metabolik hastalıklara sebep olur. Her iki hastalık da ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir. Dolayısıyla, bu hastalıklardan tamamen korunmak için sağlıklı bir yaşam tarzını tedavi sürecinden sonra da sürdürmek gerekir.