Şeker Hastalığı Nedir?
ŞEKER HASTALIĞI
NEDİR?
Şeker Hastalığı Nedir?
ŞEKER HASTALIĞI
NEDİR?
Anasayfa Şeker Hastalığı Şeker Hastalığı Nedir?

Şeker Hastalığı Nedir?

Tıptaki adıyla diyabet olarak geçen rahatsızlık halk arasında şeker hastalığı olarak bilinmektedir. Bu hastalık günümüzde birçok ciddi sağlık sorununun temeli olarak görülmektedir. Kanda bulunan glikoz miktarının normalin üstüne çıkması durumunda ortaya çıkan bu rahatsızlık kontrol altında tutulmadığı zaman ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Ancak gerekli önlemler alındığı takdirde hayat standartlarında pek bir değişiklik oluşturmayan, herhangi bir sorun ihtiva etmeyen kronik bir rahatsızlıktır. Sağlıklı bir insanın idrarında herhangi bir şeker kalıntısına rastlanmazken diyabet hastalarının idrarında şeker bulunmaktadır. Diyabet rahatsızlığının oluşmasındaki temel sebep pankreasın üretmiş olduğu insülin hormonunun vücut için yetersiz kalmasıdır veya  üretilse bile üretilen insülinin etkisini gösterememesidir. Gerek ülkemizde gerekse dünyada en sık rastlanan sağlık sorunlarından biri olan diyabet hastalığının farklı türleri bulunmaktadır. Uluslararası diyabet Federasyonunun, bu konuyla ilgili yaptığı bir çalışmanın sonuçlarına göre her 11 yetişkinden biri Diyabet hastasıdır. Yine aynı kurumdan alınan istatistiki verilere göre her 6 saniyede bir diyabet hastası, diyabetik sorunlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu aşamada düzenli beslenmek ve belirli periyotlarda egzersiz yapmak hayat kalitenizi yükseltecek ve kötü sonla karşılaşma ihtimalinizi düşürecektir. Şeker hastalığı tedavisi olmayan kronik bir hastalık olarak bilinse de gerekli tedbirler alındığı takdirde hayat kalitenizi herhangi bir düşüş olmadan sağlıklı bir ömür geçirmek mümkündür. Bu aşamada alanında uzman hekimler kadar hasta olarak sizlere de birçok görev düşmektedir. Unutmamalısınız ki, hastalık süresince esas doktor kendinizsiniz. Siz ne kadar imtiyazlı ve dikkatli olursanız diyabet hastalığına dair o kadar az sorun hayatınıza nükseder.

Şeker Ve İnsülin

Vücut her an, her dakika, her saniye çalışan bir mekanizmadır. Bizim en hareketsiz olduğumuz anlarda bile içten içe çalışan bir sistem söz konusudur. Bu çalışma sırasında da sürekli ve düzenli bir şekilde bir miktar şekere ihtiyaç duymaktadır. İhtiyaç duyulan bu şeker hayat akışımızı devam ettirebilmek için gerekli olan enerjinin ana maddesidir. İnsülin kan dolaşımındaki şekeri hücrelere taşıyarak hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi temin etmekle görevlidir. Vücudumuzdaki hücreler çalışabilmek için ihtiyaç duydukları enerjiyi sadece şekerden elde etmezler. Yiyeceklerden aldığımız yağlar, karbonhidratlar ve proteinler de bu kapsamda kullanılmaktadır. Ancak, bazı özel hücreler görevlerini yerine getirebilmek adına sadece ve sadece glikozu yani şekeri enerjiye dönüştürmektedirler. Bu hücreler; beyin hücreleri, sinir hücreleri ve kanda özel görevli olan, kana kırmızı rengini veren alyuvarlardır. Kanda bulunan bu glikozların hangi seviyede olacağı İnsülin hormonu tarafından kontrol edilir. Kan dolaşımında yerini alan glikoz uygun görülen seviyeye kadar insülin üretilmesine neden olur. Tüm bu işlemlerden pankreas sorumludur. Pankreasın ürettiği insülin kanda serbest şekilde dolaşan glikozun hücreler içerisine geçişini sağlar. Yani bu noktada insülin için şekere hücrelerin kapısını açan bir anahtar görevindedir diyebiliriz. Hücre içerisine geçiş yapan glikoz o anda hemen kullanılabilir ya da daha sonra kullanılmak üzere depolanabilir. Kan şekeri hücreler arasında olması gereken düzeye geldiğinde insülin üretimi de azalmaya başlar. Şeker hastalığı da tam olarak bu sistemle alakalı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu aşamada vücudun insülin üretimi ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılamıyor ise ya da hücreler üretilen insüline normalin dışında bir tepki gösteriyor ise şeker oranı kanda yüksek bir miktarda seyreder. Çünkü, kanda hareket eden glikoz, hücre içine geçemez ve kan içerisinde kalır. Kan içerisinde kalan glikoz adeta bir ateş topu gibidir. Vücutta birçok hücreyi yok etmeye başlar. Aynı zamanda hücre içerisinde yeterli glikoz olmaması da vücut için farklı sorunlara zemin hazırlar.

Şeker Hastalığı Tipleri Nelerdir?

Geçtiğimiz yıllarda diyabet hastalığının bilinen İki çeşidi bulunmaktaydı. Bunlarda tip1 ve tip2 türleriydi. Ancak son dönemde bu konuda yapılan çeşitli araştırmalar gösterdi ki tip1 ve tip2 dışında başka türlerde bulunmaktadır. Bu türlerden biri de tip 1.5 diye adlandırılan ara diyabet formudur. Ancak biliyorsunuz ki tıpta tek bir doğru veya tek bir karar yoktur. Bu çeşitlilik diyabetle ilgili kararlarda da kendini göstermektedir. Özellikle diyabet tiplerinde bazı kaynaklar tip3 olarak da bir çeşidin varlığından bahsetmektedirler. Tip3 diyabet hastalığı pankreatit gibi hastalık sonucunda ya da çeşitli cerrahi müdahalelerin etkisi ile sonradan oluşan şeker hastalığı olarak geçmektedir. Bu tipler arasındaki farklara gelecek olursak, en net ifadeyle vücutta herhangi bir insülin üretimi yok ise bu gruptaki diyabet hastaları Tip 1 kategorisine girmektedir. Ancak vücut insülin üretimi gösteriyor, buna rağmen çeşitli sebeplerle üretilen insülin kullanılamıyorsa, bu gruptaki hastalarda Tip 2 kategorisine girmektedir. Tip 1,5 olarak belirtilen diyabet hastaları ise ara form kategorisinde yer almaktadır. Bu grupta insülin üretimi özellikle de ilk etapta sağlanmakta iken çoğu hastada ilerleyen dönemlerde insülin depoları sıfırlanmaktadır. Bu sıfırlanma ile birlikte hastalık Tip1 diyabetinin özelliklerini göstermektedir. Dolayısıyla hastalık Tip 1 diyabet kategorisine geçiş yapar diyebiliriz.