Tip 1 Diyabet Nedir?
TİP 1 DİYABET
NEDİR?
Tip 1 Diyabet Nedir?
TİP 1 DİYABET
NEDİR?
Anasayfa Şeker Hastalığı Tip 1 Diyabet Nedir?

Tip 1 Diyabet Nedir?

Vücudumuzun enerji ihtiyacı; yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri olan karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan bu besin öğelerinin en önemlisi; “glukoz” adı verilen basit şekerdir. Glukoz, başta beyin olmak üzere, vücudun tüm organlarının önemli bir enerji kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glukozu, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin salgıladığı bir hormon yardımıyla kullanır. İnsülin olarak bilinen bu hormon vücutta yapılamaz ise alınan gıdalar enerji olarak kullanılamayacaktır. İnsülin hormonunun mutlak eksikliğine bağlı olarak meydana gelen şeker hastalığına Tip 1 Diyabet denir. Her yaşta görülebildiği gibi, sıklıkla çocukluk ve gençlik yaşlarında başlar. Bu nedenle juvenil diyabet adı da verilir. Ülkemizde 4 milyonun üzerinde olduğu sanılan şeker hastalarının %10’u, yani yaklaşık 400.000 kişi bu tip şeker hastasıdır.

Tip 1 Diyabet Nedir?

Tip 1 Diyabet Hakkında Bilmemiz Gerekenler

Bağışıklık sisteminiz pankreastaki beta hücreleri diye adlandırılan hücreleri yıkıma uğrattığında ortaya çıkan durum Tip 1 diyabettir. Tip 1 diyabet başladıktan sonra ömür boyu tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

TİP 1 DİYABET NEDİR?

“Tip 1 diyabet her yaştan insanda görülebilmektedir. Diyabet, kandaki glikoz ya da şeker yeterince kontrol edilemediğinde sürekli artması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Tip 1 diyabet, hücrelerin glikozu absorbe edip kullanmasını sağlayan hormon vücut tarafından yeterince üretilmediğinde görülür. Bu hormon insülindir.

Tip 2 diyabet hastası bir kişi şeker bakımından zengin beslenme biçimini terk edip aktif olmayan yaşam tarzına son verdiğinde bunun önüne geçebilmektedir. Oysa Tip 1 diyabet önlemek mümkün değildir. Bağışıklık sistemi, normalde insülin üreten ve adacık olarak adlandırılan pankreastaki hücre gruplarına saldırır, insülin üretimini durdurur ya da yavaşlatır.  Yeterince insülin olmazsa glikoz hücrelere giremez ve kan dolaşımında kalır.

Tip 1 diyabeti olan kişi, hayatının geri kalanında insülin almak zorundadır. Böyle yapmazsa, kandaki şeker seviyesi artmaya devam eder ve tehlikeli komplikasyonlara yol açar.

Tip 1 diyabet her yaşta görülebilir, hatta çocuklarda ve genç yetişkinlerde daha yaygındır.

 

BELİRTİLER

Tip 1 diyabetin fiziksel etkileri arasında şunlar bulunur:

Artan açlık ve susuzluk hissi

Dehidratasyon (sıvı kaybı):

Kanda fazla şeker olduğunda daha çok tuvalete gidersiniz. Vücudunuz onu atmak ister. İdrarla büyük miktarlarda su gider bu da vücudun susuz kalmasına neden olur.

Görmede bulanıklık ya da net görememe ve görme ile ilgili sorunlar

Yorgunluk ve bitkinlik

Bariz bir nedeni olmadığı halde kilo kaybı:

Glikoz vücuttan atılırken kaloriler de onunla birlikte gider. Bu nedenle kan şekeri yüksek olan kişiler kilo kaybeder. Dehidtratasyon (sıvı kaybı) da bunda rol oynar.

Başlangıç testlerinin çoğu diyabet olup olmadığını göstermekle birlikte hangi tür diyabet olduğunu belirlemez.

Doktorlar iki tür diyabeti ayırt etmek için klinik ve laboratuvar sonuçlarına bakarlar.

İstisnalar olmakla birlikte Tip 1 diyabet hastaları daha genç ve zayıf olma eğilimindeyken, Tip 2 diyabet hastaları daha ileri yaşlarda ve kilolu kişilerdir.

 

BALAYI EVRESİ

Tip 1 diyabet teşhisi konulduktan sonra insülin salgısından sorumlu hücre adacıkları yavaşlamadan önce bir süre daha hormon salgılamaya devam edecektir. Bu süre boyunca kişi kandaki glikoz seviyesini sağlıklı seviyede tutmak için düşük dozda insülin alma ihtiyacı duyacaktır. Bu evreye balayı evresi denir.

Bu evre kişiyi hatalı bir şekilde Tip 1 diyabetin iyiye doğru gittiği yanılgısına götürebilir. Balayı evresi iyileşme belirtileri verirken, yakından izlenmeyi ve insülin dozunda düzenli ayarlamaları gerektirecektir. Önerilen tedavi planına sıkıca bağlı kalmak balayı evresinde çok büyük önem taşır.

 

NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Doktorunuz sizde Tip 1 diyabet olduğunu düşünüyorsa kandaki şeker seviyesini kontrol edecektir. Yeterli insülin olmadığında idrarda çıkacak olan glikoz ya da vücudun ürettiği kimyasallar için idrar testi isteyebilir.

 

TEDAVİ EDİLMEZSE

Kişi bu belirtileri yönetemezse, bir dizi tehlikeli komplikasyon ortaya çıkabilir.

Diyabetik retinopati:

Aşırı şeker retina duvarında zayıflamaya yol açar, bu bölge ışık ve renkleri ayırt eden bölgedir. Retinopati ilerlerken göz arkasındaki ince kan damarları esner ve kopar, bu da görme problemlerine yol açar. Çalışma çağındaki yetişkinler arasındaki körlüğe götüren nedenler arasında diyabet de yer almaktadır.

Göz problemi, 15 yıldan uzun bir süre Tip 1 diyabet hastası olan kişilerin yüzde 80’inde ortaya çıkmaktadır. Ergenlikten önce ortaya çıkması nadirdir, fakat ne kadar zamandır hasta olduğunuz bir önem taşımaz. Bunu önlemek ve göz sağlığını korumak için kan şekerini, kan basıncını, kolesterol ve trigiserid (kanda bulunan ve vücutta en sık görülen yağ türü) seviyesini iyi bir şekilde kontrol altında tutun.

Diyabetik nöropati:

Yüksek kan şekeri dolaşımı zayıflatır, el ve ayaklardaki sinirlere hasar verir ve bu da duyu kaybında yanma, karıncalanma ya da ağrı gibi anormal duyarlılığa yol açar.

Diyabet, vücudun küçük kesikleri ve yaraları iyileştirme yetisini de azaltır bu da kişinin hemen fark edemediği, daha kalıcı hasarlara götürür.  

Diyabetik nefropati ya da diyabetik böbrek hastalığı:

Böbrekler kandaki glikozu süzer. Aşırı glikoz böbreklerin aşırı çalışmasına ve böbrek yetersizliğinin ortaya çımasına yol açar ki bu da diyalize girme gereğini ortaya çıkartır.

Tip 1 diyabet hastası olan kişilerin yüzde 20 ile 30’u nefropati denilen durumu yaşamaktadır. Zamanla ortaya çıkma riski artmaktadır. Diyabet başlangıcından 15 – 25 yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Böbrek yetmezliği gibi daha ciddi hastalıklara yol açabilmektedir.

Vücutta hasar:

Zamanla kandaki yüksek glikoz seviyesi sinirleri, göz, böbrek ve kalpteki kılcal damarları tahrip eder. Damarlarda sertleşmeye ya da damar sertliğine yol açar ve bu da kalp krizi ya da felce götürür.

Kardiyovasküler hastalıklar:

Diyabet kalp krizi, felç ve çevresel damar hastalıkları dahil olmak üzere kalp ve damar işlevlerini engelleyen bir dizi anomaliye sebep olur. Dolaşımın zayıflamasının bir sonucu olarak diyabet, amputasyon (bir uzvun kesilmesi) riskinin de artmasına sebep olur.

Kan dolaşımında zayıflık ve sinir hasarı:

Hasar görmüş sinirler ve sertleşmiş damarlar iç hassasiyette azalmaya ve ayaklara kan akışının zayıflamasına yol açar. Bu yaralanma riskini artırır ve açık yaraların ve zedelenmelerin iyileşmesinde zorluklara neden olur. Sinir hasarı kusma, bulantı ve ishal gibi sindirim sorunlarına da yol açmaktadır.

Diş eti çekilmesi:

Tip 1 diyabet diş eti çekilmesi ve diş kaybı riskini artırır. Bu da Tip 1 diyabet hastalarının diş sağlığına çok dikkat etmeleri gerektiği anlamına gelir.

Depresyon:

Diyabetin depresyonla çok yakın ilişkisi vardır.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Tip 1 diyabeti önlemenin şu an için yolu yoktur!

Tip 1 diyabet hastası olanlar, vücut artık bu hormonu üretmediği için günde birkaç kez insülin alma ihtiyacı gösterirler.  Tip 1 diyabeti olan kişiler hayatlarının kalan kısmında insülin alma ihtiyacında olacaklardır.

Tip 1 diyabetinizi iyi bir şekilde kontrol altında tutmazsanız hayati tehlike yaratan durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Tip 1 diyabet hastası pek çok insan uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmektedir. Sağlık durumunun iyi olması için gereken anahtar, kan şekeri seviyesini doktorun verdiği sınırlar içinde tutmaktan geçer.

YAŞAM TARZINDA DEĞİŞİKLİK

Tip 1 diyabet tedavisinde egzersiz önemlidir. Fakat bu sadece koşmak gibi basit bir şey değildir. İnsülin dozunuzu, yediklerinizi ve ister evde ister açık havada her türlü faaliyeti dengelemeniz gereklidir.

Önce kan şekerinizi kontrol edin ve yaptığınız bir aktiviteden sonra sizi nasıl etkilediğine bakın. Bazı şeyler şeker seviyenizi yukarı taşır bazıları ise taşımaz. Şekerinizin çok düşmesini önlemek için insülin ya da karbonhidratlı bir şeyler atıştırmak işe yarayacaktır.

Karbonhidrat, yağ ve proteinlerin oynadığı rolü bilirseniz şeker seviyenizi olması gereken seviyede tutmaya yardım edecek sağlıklı bir yeme planı oluşturabilirsiniz. Bir diyetisyen bu konuda size yardımcı olabilir.”