Tüp Mide Ameliyatı
Tüp Mide
AMELİYATI
Tüp Mide Ameliyatı
Tüp Mide
AMELİYATI
Anasayfa Tüp Mide Ameliyatı
Bilgi Almak İçin
Formumuzu Doldurun!

Aydınlatma metnini okudum, onaylıyorum.

Tüp Mide Ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatı Nedir?

Tüp mide genellikle obezite cerrahisi için kullanılan bir ameliyat yöntemi olarak bilinir. Obezite cerrahisinde en çok tercih edilen yöntemlerden biri olarak bilinmektedir. Cerrahinin amacı, hastanın aldığı besin miktarını kısıtlamak olarak bilinmektedir. Bu kısıtlama, hastanın midesinin bir bölümünün çıkarılması ile sağlanmaktadır. Kalan mide kısmı oldukça küçük olduğundan dolayı, düzenli ve sıkı bir beslenme programı ile hastanın kilo vermesi amaçlanmaktadır.

Tüp Mide ile Değişen Hayatlar


Tüp Mide Ameliyatında Riskler

Her ameliyatta olduğu gibi, tüp mide ameliyatı da kendine has riskler taşımaktadır. Bu ameliyatta en önemli riskin, hastanın kanaması olması ve enfeksiyona yakalanması olduğu unutulmamalıdır. Bir obezite cerrahisi çeşidi olan tüp mide ameliyatı, uygun hastalara uygulanmaktadır. Midenin %80 lik bir kısmının çıkarılması işlemi olarak da bilinen işlemin sonrasında, hastan vücudunda kalan mide parçası oldukça küçüldüğünden, hastaların beslenmeye çok dikkat etmesi ve doktorun vermiş olduğu diyeti uygulaması gerekmektedir. Tüp mide ameliyatında, hastaların uygun olup olmadığının anlaşılması için yapılan testler oldukça hassasiyetle incelenmekte olup, uygun olmayan hastalar için farklı yöntemler kullanılmakla birlikte, özellikle tansiyon ya da şeker hastalığı olanların ameliyatı olmaması tavsiye edilmektedir.

Tüp Mide Ameliyatı Süreci

Ameliyat olmaya karar vermiş ve doktor kontrolünden geçmiş olan hastaların tüp mide işleminin gerçekleştirilebilmesi için, bir gece önceden hastaneye yatmış olmaları gerekmektedir. Tahlillerin yapılmasının ardından uygun olduğuna karar verilen hastalar için işlem süreçleri başlatılmaktadır. Operasyon kapalı sistem ile yapılabilmekle birlikte, çok uzun sürmemektedir. Tüp mide işlemi sonrasında, dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, doktorun belirlediği süreç boyunca yalnızca sıvı gıda ile beslenmektedir. Hastalar, mideleri normal boyunda iken yediklerinden çok çok daha az yiyecekleri için süreç dahilinde zorlanmaları söz konusu olmaktadır. Hastaları uzun bir iyileşme süreci ya da hastanede yatış süreci beklememekle birlikte, uzun sürecek olan işlemin yalnızca mide boyutlarına alışmak olduğu bilinmektedir. Mide boyutlarına alışılması sürecinde ise, hastalara belirlenen beslenme ve diyet programları uygulanmakta ev bu sayede hastaların kilo vermeleri amaçlanmaktadır.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme ve Diyet Süreci

Tüp mide işlem sürecinden sonra hastalara uygulanacak olan beslenme ve diyet, tamamen doktor ve diyetisyen kontrolünde hazırlanmaktadır.
Hazırlanan diyetler genellikle ilk 1 ay, hafif sıvı beslenme üzerine olmaktadır. Hastaların bağırsak hareketlerinde bir problem olmaması ve rahatlıkla tuvalete çıkabilmeleri ya da özellikle bağırsaklarda tembellik ya da konstipasyon (kabızlık) gibi durumların gelişmemesi için hastalara uygun diyetler hazırlanmaktadır.
Özellikle midenin büyük bir bölümünün çıkarılmış olmasından dolayı, hastalarda doyma hissi oluşmamakta ve hastalar daha fazla yemek yemek istemektedirler ancak hastaların herhangi bir şekilde doktorun vermiş olduğu diyetin dışına çıkmaları durumunda ciddi risk faktörleri ile karşı karşıya kalmaları durumu söz konusu olabilmektedir.
Verilen diyetin ya da günlük belirlenene miktarın dışına çıkılması özellikle ilk etaplarda hastalarda kanama, açılma gibi sorunlara neden olabilmektedir. Hastalar, bir yıllık süreci dikkatli bir biçimde atlattıklarında tam iyileşme göstermiş olarak sınıflandırılmaktadırlar.
tüp mide ameliyatı

Tüp Mide Ameliyatında İyileşme Süreci


Hastaların uygunluklarının belirlenmesinin ardından tüp mide işlemi gerçekleştirilmektedir. İşlem kapalı sistem olarak kamera yardımı ile yapılmaktadır ve hastadan hastaya değişiklik göstermekle birlikte, çok uzun sürmemektedir.
Hemen hemen her hasta için farklı risk faktörleri olmakla birlikte özellikle şeker hastası ya da yara iyileşmesi ile ilgili sorun yaşayan bireylerin dikkatli olmaları gerekmektedir. Tüp mide her ne kadar kapalı olarak ilerleyen bir süreç olsa da bir ameliyat olduğundan dolayı hastalar işlem sonrasında enfeksiyona açık hale gelmektedirler.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Hakkında Detaylı Bilgiler

Enfeksiyona açık hale gelinmesi durumu pek çok hasta için sorun yaratmakla birlikte, özellikle iyileşmenin ilk bir aylık sürecinde bu duruma dikkat edilmesi gerekmektedir. Mide normal boyutlarına göre çok fazla küçüldüğü için, vücudun ihtiyacı olan her türlü besin maddesinin alımı zorlaşmaktadır. Özellikle bu konuya dikkat edilerek hastalara bakım ve tedavi uygulanması şarttır. Hastaların ihtiyacı olan protein, karbonhidrat ve yağ gibi temel besin öğelerinin alındığından emin olunmalı ve hastaların vücutlarında bulunan sıvı elektrolit dengesinin bozulmadığından da emin olunmalıdır. Bu iki temel durum sağlandığında hastaların iyileşmesi çok daha kolay olmakla birlikte sürecin kısaldığı da bilinmektedir. İyileşme sürecinin kısalması demek, hastaların hastanede kalma sürelerinin de kısalması demektir ve bu durum enfeksiyon riskini en aza indirme konusunda oldukça önemlidir.

İyileşme Süreci

İyileşme sürecinde, hastaların küçük ameliyat izlerine iyi bakmasının ve yaralara enfeksiyon kaptırmadan pansumanlarını yaptırmalarının yanı sıra, profilaktik amaçla doktor tarafından verilen antibiyotik ilaçlarını da düzenli bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. Antibiyotikler hem hastane enfeksiyonlarına hem de dışa enfeksiyonlara karşı hastayı korumakla birlikte, iyileşme sürecinde yaşanabilecek riskleri en aza indirmektedir. Özellikle mide koruyucu olarak kullanılan ilaçlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrasında Genel Olarak Beslenme Programı

Tüp mide ameliyatlarından sonra hastalar, mide yapısı kendini toparlayana kadar sıvı olarak beslenmektedir. Sıvı beslenmenin amacı hastayı yeni mide kapasitesine alıştırma süreci olarak bilinmektedir. Hastaların yeni ide sürecine alışmaları genellikle 1 ay kadar sürmekle birlikte, bu süreç içerisinde hastalar gerekli olduğu durumlarda nazogastrik sonda (burundan beslenme) yöntemi ile de beslenebilmektedirler. Hastaların katı gıdaya süreçleri hastadan hastaya değişiklik gösterebilmekle birlikte genellikle 2 ay kadar sürebilmektedir. Yalnızca hastanın mide kapasitesine alışması değil, midenin de kendini toparlama süreci söz konusu olduğundan dolayı, hastalar bazen 3. Aylarında bazen 4. Aylarında katı gıdaya geçiş yapmaktadırlar.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrasında Genel Olarak Beslenme Programı

Amaç, hastanın midesi küçültülerek kilo vermesine yardımcı olmak olduğundan, hastalara tüp mide işleminin yanı sıra egzersiz programları da verilmektedir. Bu sayede hastaların daha sağlıklı zayıflamaları hedeflenmektedir. Hastaların vücutlarının da mideleri ile aynı oranda küçülmesi gerektiğinden, egzersiz programları da en az beslenme, diyet programları ve ilaç tedavileri kadar önem taşımaktadır. Beslenme programları, hastaların daha önceki beslenme programlarından farklı olarak sağlıklı gıdalar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Gereken durumlarda hastalara glütensiz gıdalar içeren diyet programları da yazıldığı ve uygulandığı bilinmektedir. Diyet programlarında amaç, hastaların sıvı elektrolit dengesini bozmadan ve vücudun ihtiyacı olan temel yapı taşlarından mahrum kalmasını önleyerek hastaya kilo verdirmektir.

Tüp Mide Operasyonu ve Estetik Algısı

Genel olarak obezite cerrahisi işlemleri arasında yer alan tüp mide operasyonu, bazı doktorlar tarafından estetik operasyon olarak adlandırılmaktadır. Tüp mide, estetik kaygısı olan hastalar kadar, sağlık amacı ile bu işlemi yaptırmak isteyen hastalara da uygulanmaktadır. Özellikle; obezite nedeni ile hareket kısıtlılığı yaşayan, normal yollardan sağlıklı şekilde kilo veremeyen, kilo sebebi ile kalp, damar ya da daha farklı hastalıklara sahip olmuş, karaciğerinde fonksiyon bozuklukları olan, kolesterol ve diyabet yatkınlığından dolayı başvuran hastalara işlemin yapıldığı bilinmektedir.

Neden Tüp Mide Ameliyatı?

İşlem, oldukça sağlıklı bir kilo verme yöntemi olduğu gibi, hastaların mecbur kalmadıkça ameliyatlı yöntemler ile kilo vermeleri önerilmemektedir. Her ne kadar kamera sistemi ile kapalı bir şekilde yapılan bir ameliyat da olsa, ameliyat sınıfına girdiğinden dolayı, özellikle 65 yaş üzeri, kalp, şeker ya da tansiyon hastalığı olan kişilerin yaptırmamaları tavsiye edilmektedir. Risk grubunda olmayan hastaların da öncelikli olarak sağlıklı kilo verme yöntemlerini denemeleri gerekmektedir. Düzenli, dengeli ve sağlıklı beslenerek, klasik ve sağlıklı diyet yöntemlerini uygulayarak, egzersiz yaparak kilo veremeyen hastaların, ameliyatı olmaları için gerekli kontrollerden geçmeleri gerekir. Gerekli kontrollerin onaylanması durumunda uygun bulunan hastalar için, tüp mide operasyonu en sağlıklı yöntemlerden bir tanesidir. Genellikle diğer obezite cerrahilerinin yapımına uygun olmayan hastalar için de tercih edilen bir yöntem olduğu bilinmektedir. İşlem sırasında kelepçe ya da balon gibi dışarıdan eklenen bir parça olmadığı gibi, iç kısımdan midenin kesilerek alınması söz konusu olduğundan dolayı, hastaların pek çok konuda daha az risk altında oldukları bilinmektedir. Daha az riskli olması ve yüksek oranlarda iyi sonuçlar vermesi gibi durumlar nedeni ile en çok tercih edilen ve günümüzde en fazla uygulanan obezite cerrahilerinden bir tanesi olarak da bilinmektedir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonra Beklentiler

İşlem sonrasında genellikle hastaların kilo vermeleri beklenmektedir. Tüp mide işleminde genel amaç, hastaların açlık hissini yaşatan hormonun üretildiği kısmın alınması ve buna bağlı olarak hastalardaki açlık hissinin azaltılması ve hastaların daha az yiyerek kilo vermesidir. Daha az yemek ve daha az acıkmak döngüsüne rahatlıkla giren hastalar, ilerleyen 1 yıllık bir süreç içerisinde fazla kiloların yaklaşık %80 kadarını vermiş olmalıdır. Bu durum hastadan hastaya değişiklik gösterebileceği gibi, genel olarak ortalama bu şekildedir. Bunun yanı sıra, hastaların ilerleyen 2 yıl içerisinde tamamen fazla kilolarından kurtulmaları ve vücut kitle indeksinin normale dönmesi beklenmektedir. Açlık hissinin oluşmasını sağlayan hormonun üretim kısmının alınmasına bağlı olarak hem mide boyunun küçülmesi hem de açlık hissinin azalmasına bağlı olarak, hastalar çoğu zaman beklenen sonucu vermektedirler. Açlık hissi hastalarda azalmaya başladığı zaman, genellikle kilo verme durumu da başlamış olmaktadır. Bu durum tüp mide işleminin başarılı sonuçlarından bir tanesi olarak sayılmaktadır.

Tüp Mide Sonrası Hastaları Neler Bekliyor?

Hastaların en büyük problemlerinden ve sorularından biri olan emilim sorunları, bu ameliyattan sonra görülmemektedir. Sindirimin gerçekleştiği alan dışında kalan kısmın alınması söz konusu olduğundan dolayı, hastalar ne ameliyattan sonra ne de ilerleyen dönemlerde herhangi bir sindirim ya da emilim problemi yaşamamaktadırlar. Bu durum genel olarak hastaları rahatlatmakla birlikte, özellikle vücut kitle indeksi 35 ve üstü olan hastalarda, yemek yeme durumunun azalmasına bağlı olarak stres gibi bulgular gözlemlenebilmektedir. Ancak açlık hissinin azalması ve az bir miktar ile doyulması durumuna alışılmasından sonra genellikle hastaların bu tarz şikayetleri kalmamaktadır. Midede geriye kalan hacim miktarının yaklaşık olarak 150 mililitre civarı olduğu bilinmekle birlikte, işlem sırasında midenin tepe kısmının alınması söz konusudur. Açlık hissini veren hormonun üretim yeri olan bu kısım çıkarıldığında, genellikle işlem tamamlanmış olur. Ekstra ya da beklenmedik bir durum olmadıkça hastalar kontrollerden sonra kısa zaman içerisinde normal hayatlarına geri dönebilmektedirler. Tüp mide işlemi sonrasında gereken dikkatin gösterilmesi halinde, hastaların ameliyattan sonra işe dönme ya da normal yaşantılarına dönme süreleri oldukça kısa olmaktadır. Operasyon pek çok kişiye rahatlıkla uygulanabildiği gibi, belirlenen değerin altında bir vücut kitle indeksine sahip olan ve 18 yaşını doldurmamış hiç kimseye uygulanmamaktadır. Kişilerin ameliyat olabilmeleri için öncelikle 18 yaşını doldurmuş ve reşit olmuş olmaları gerekmektedir. Bunun sonrasında hastalardan, vücut kitle indeksinin 35 ve daha üstü bir değerde olması beklenir. 35 üzeri ya da 35 değilse, hastalar daha farklı yöntemler ile tedavi edilmeye çalışılmaktadır.